ﺟﻦ أﺑﻮ ﺟﺎﴎ; راﺣﺖ ﻳﺪاﻩ ﺗﺴﺘﺤﺜﺎﻥ اﳊﺼﺎﻥ ﻋﲆ اﻟﻨﻬــﻮض ﺑﺮﻓــﻖ, ﻛﲈ ﻟﻮ أﻧﻪ ﻧﺎﺋﻢ, ﻟﻜﻦ اﳊﺼﺎﻥ ﱂ ﻳﺴﺘﻴﻘﻆ, ﻭ ﺟﻦ أﻛﺜﺮ, ﻭﺿﻊ ﻳﺪﻳﻪ ﲢـﺖ ﺣﺼـﺎﻧﻪ, ﳏﺎﻭﻻ أﻥ ﻳﺮﻓﻌﻪ, ﳛﻤﻠﻪ, ﻳﺮﻛﺾ ﺑﻪ إﱃ اﻟﺒﻴﺖ, ﻣﺜﻠﲈ ﻛـﺎﻥ ﻳﻔﻌـﻞ; ﱂ ﻳﺴـﺘﻄﻊ, ﻛﺎﻥ ﺛﻘﻴﻼ, ﻭﺣﺎﻭﻝ ﻣﺮة, اﺛﻨﺘﲔ, ﺛﻼﺛﺎ, ﺻﺎح, رﻓﻊ رأﺳﻪ إﱃ اﻟﺴﲈء, ﻭﻗﺎﻝ ﻛﻞ ﻣﺎ ﱂ ﻳﻘﻠﻪ ﻣﻨﺬ اﻟﻨﻜﺒﺔ ﰲ ﻧﻈﺮة ﻭاﺣﺪة إﻟﻴﻬﺎ.
Ebu Ceser çıldırmıştı; elleriyle atı sanki uyuyormuş gibi yavaşça uyandırmaya çalıştı, ama at uyanmadı ve daha da çıldırdı; ellerini atınınAltına koydu, onu kaldırmaya, taşımaya, onunla eve koşmaya çalıştı, tıpkı eskiden yaptığı gibi; yapamadı, at ağırdı ve bir, iki, üç kez denedi, bağırdı, başını göğe kaldırdı ve Nakba'dan beri söyleyemediği her şeyi tek bir bakışla söyledi.