ﻗﺒﻞ أﻥ ﻳﺼﻞ ﻧﺎﺣﻮﻡ إﱃ ﻣﻠﺒّﺲ ﰲ ذﻟﻚ اﻟﻴﻮﻡ, ﻭﺑﻤﺠﺮد أﻥ ﺧﻠـﻊ اﻟﻜﻮﻓﻴّـﺔ اﻟﻔﻠﺴﻄﻴﻨﻴﺔ ﻭاﻟﻌﻘﺎﻝ ﻭاﻟﻘﻤﺒﺎز, راح ﻳﻔﻜﺮ ﰲ اﻟﺮﻭاﻳﺔ اﻟـﺘﻲ ﻋﻠﻴـﻪ أﻥ ﻳُﻘﻨـﻊ ﲠـﺎ اﳉﻤﻴﻊ. ﻛﺎﻧﺖ ﻓﻜﺮة اﻻﺧﺘﻔﺎء دﻭﻥ ﻃﻌﺎﻡ أﻭ ﴍاب ﻫﻲ اﻷﻓﻀﻞ: ﺛﻼﺛـﺔ أﻳـﺎﻡ اﺧﺘﻔﻴﺖ داﺧﻞ ﻣﻐﺎرة ﺻﻐﲑة ﺿﻴﻘﺔ ﻻ ﺗﺘّﺴﻊ ﻟﺜﻌﻠـﺐ! ﻛﻨـﺖ أﺳـﻤﻊ اﻟﻌـﺮب ﻳﻄﻮﻓـﻮﻥ ﰲ اﳌﻜـﺎﻥ, ﻭأرى أرﺟﻠﻬـﻢ, أﻋﻘـﺎب ﺑﻨـﺎدﻗﻬﻢ ﺗﺘﺄرﺟـﺢ, ﻭأﺳـﻤﻊ ﻛﻼﲠﻢ ﰲ اﻟﻠﻴﻞ ﺗﻨﺒﺢ, ﻭﺣﻴﻮاﻧﺎﲥﻢ ﰲ اﻟﻨﻬﺎر ﺗﺮﻋـﻰ اﻟﻌﺸـﺐ اﳌﺤﻴـﻂ ﺑـﺬﻟﻚ الجُحر. ﻛﺎﻥ ﻫﻨﺎﻙ ﲪﺎر أﻭﺷﻚ أﻥ ﻳﻜﻮﻥ ﺳﺒﺒًﺎ ﰲ ﻫﻼﻛﻲ: راح ﻳﻠﺘﻬﻢ اﻟﻌﺸـﺐ اﻟﺬﻱ ﻳﻐﻄﻲ ﺑﺎب اﳌﻐﺎرة اﻟﺼﻐﲑة, ﺣﺎﻭﻟﺖ ﻃﺮدﻩ ﺑﺴﺒﺎب مخنوق, ﻟﻜﻨــﻪ ﻛــﺎﻥ ﻳﺘﻠﻔّﺖ ﺣﻮﻟﻪ ﺑﺎﺣﺜًﺎ ﻋﻦ اﻟﺼﻮت, ﺛﻢ ﻳﻌﻮد ﻟﻴَﻠْﺘﻬﻢ اﻟﻌﺸﺐ.
Nahum o gün Malbas'a varmadan önce, Filistin kefiyesini, agalını ve kambazını çıkarır çıkarmaz, herkesi ikna etmesi gereken hikâyeyi düşünmeye başladı. Yiyecek ve içecek olmadan ortadan kaybolma fikri en iyisiydi: üç gün boyunca bir tilkinin bile sığamayacağı küçük, dar bir mağarada saklanmak! Arapların etrafta dolaştığını duyuyor, ayak seslerini, tüfeklerinin dipçiklerinin sallanışını görüyor, geceleri havlamalarını ve gündüzleri hayvanlarının o mağaranın etrafındaki otları otladığını duyuyordum. Neredeyse ölümümle sonuçlanacak bir eşek vardı: küçük mağaranın kapısını örten otları yiyordu. Boğuk bir sesle onu kovmaya çalıştım ama sesi arayıp durdu, sonra tekrar ot yemeye geri döndü.