في ذلك الحينِ أَرسَلَتِ الأُمَمُ المُتَحِدةُ إلى العِراقِ لجانَ تَفتيشِ دَوليّةً للبَحثِ عن أَسلِحِةِ دَمارٍ شاملٍ، وقَرَّرَتِ الوِلاياتُ المُتَحِدةُ وحُلَفاؤُها شَنَّ الحَربِ على العِراقِ بحُجّةِ تَخليصِ الشَّعبِ
العِراقيِّ من ظُلمِ صَدّامِ وتَعذبِبِهِ لشَعبِهِ، وكانَتِ الأَيّامُ التّالِيةُ مَليئةً بالقَتلِ والدَّمارِ، فبَغدادُ الّتي كانَت عامِرةً بأَهلِها أَصبَحَت صامِتةً لا حَراكَ فيها إلّا الغُيومَ السَّوداءَ، فقَد تَدَمَّرَت مَحَطّاتُ الكَهرَباءِ، وتَعَطَّلَت شَبَكاتُ الهاتِفِ والمياهِ، وامتَلَاَتِ المُستَشْفَياتُ والمُستَوصَفاتُ بالقَتل والجَرحى، وأَمسَت بَغْدادُ وجَميعُ الْمُدُنِ العِراقيّةِ تَتَمُ من جُروحِها، وأَصبَحَتِ البِلادُ وكُلُّ ما فيها من تاريخِ وتُراثِ أَصيلٍ مُعَرَّضةً للسَّرِقةِ والتَّخريب.وإلى اليَومِ ما زالَ نَهرادِجلةَ والفُراتِ يَبكِيانِ على ما حَصَلَ للعِراقِ، حَتّى أَشجارُ النَّخيلِ أَصبَحَت حَزينةً بائِسةً، وها هي الحَربُ قَد مَضَت، ومازالَ النّاسُ بَعدَها يَنتَظِرونَ الأَمنَ والاستِقرارَ
والازدهار.
O dönemde Birleşmiş Milletler, kitle imha silahları aramak için Irak'a uluslararası denetim ekipleri gönderdi ve Amerika Birleşik Devletleri ile müttefikleri, Irak halkını Saddam'ın zulmünden ve işkencesinden kurtarma bahanesiyle Irak'a savaş açmaya karar verdi. Sonraki günler katliam ve yıkımla doluydu. Halkıyla cıvıl cıvıl olan Bağdat, kara bulutlar dışında sessiz ve hareketsiz kaldı. Elektrik santralleri yıkıldı ve çalışmaz hale geldi. Telefon ve su şebekeleri kesildi, hastaneler ve klinikler ölü ve yaralılarla doldu ve Bağdat ile tüm Irak şehirleri yaralarından kurtulmaya çalıştı. Ülke ve tüm tarihi ve özgün mirası hırsızlığa ve yıkıma karşı savunmasız kaldı. Bugün bile Dicle ve Fırat nehirleri Irak'a olanlar için hala ağlıyor, hatta hurma ağaçları bile hüzünlü ve perişan bir hale geldi. Savaş geçti, ancak insanlar hala güvenlik, istikrar ve refah bekliyor.