١ اِنَّ اَوَّلَ ما كَتَبَ اللهُ عَلَى العِبادِ عِرْفانُ مَشْرِقِ وَحْيِهِ وَمَطْلَعِ اَمْرِهِ الَّذي كانَ مَقامَ نَفْسِهِ في عالَمِ الاَمْرِ وَالخَلْقِ مَنْ فازَ بِهِ قَدْ فازَ بِكُلِّ الخَيْرِ وَالَّذي مَنَعَ اِنَّهُ مِنْ اَهْلِ الضَّلالِ وَلَوْ يَأْتي بِكُلِّ الاَعْمالِ. اِذا فُزْتُمْ بِهذا المَقامِ الاَسْنى وَالاُفُقِ الاَعْلى يَنْبَغي لِكُلِّ نَفْسٍ اَنْ يَتَّبِعَ ما اُمِرَ بِهِ مِنْ لَدَى المَقْصودِ لِاَنَّهُما مَعاً لا يُقْبَلُ اَحَدُهُما دُونَ الآخَرِ هذا ما حُكِمَ بِهِ مَطْلَعُ الاِلْهامِ.
0. Gerçekten de Allah'ın kullarına emrettiği ilk şey, vahyinin kaynağını ve emrinin kökenini bilmektir; bu da O'nun emir ve yaratılış dünyasındaki kendi makamıdır. Kim buna ulaşırsa bütün iyiliğe ulaşmış olur, kim de bundan kaçınırsa, bütün amelleri işlese bile sapıklar arasındadır. Eğer bu yüce makama ve en yüksek ufka ulaşırsanız, her nefis nihai hedefin emrettiği şeyi takip etmelidir; çünkü ikisi de birbirinden ayrı kabul edilemez. İlham kaynağının buyurduğu budur.